ASFALTIN ALTINDA BIR SEHIR
Asfaltin Altinda Bir Sehir, bir anlatinin degil, bir suskunlugun aciga cikisidir. Üzeri betonla örtülmüs sokaklarin, unutulmus semtlerin, görmezden gelinmis insanlarin hafizasinda gezinen kelimelerden dogdu bu eser. Ve her satiri, topragin altindan gelen o sarsintiyla yazildi Yasami yeniden kurma arzusuyla
Burada kurgudan ziyade, gercegin direnisle kurdugu estetik bir bagi vardir. Utku ve Gülcanin hikayesi, bireyin ic catismasindan cok, kolektif bir hafizanin ve sinifsal bir hafizanin disavurumudur. Her karakter bir sembol degil; bir taniklik, bir isyan, bir izdir. Cünkü insanlar bu satirlar arasinda sadece yasayip gecmez; iz arar, sarsilir, sorgular.
Edebiyat, cogu zaman güzelligin pesinde kosar; ama bu eser, güzelligin enkaz altinda kaldigi yerden sesleniyor. Bu nedenle, burada kullanilan her kelime, sadece bir anlam tasimaz; bir tarih tasir, bir yük tasir, bir sorumluluk tasir. Her cümle bir sokak lambasi gibi, karanlik bir semtin unutulmus yüzlerini aydinlatmak icindir
Direnis bazen bir cümleyle baslar